PLT Nedir? PLT Yüksekliği ve Düşüklüğü

Hamilelikte Damar Tıkanıklığı
3 Nisan 2018
Doğum Kesisine Bağlı İzlerin Düzeltilmesi
4 Nisan 2018

PLT Nedir? PLT Yüksekliği ve Düşüklüğü

PLT Nedir?

Vücutta kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücre pulcuklara PLT, platelet, trombosit adları verilmektedir. Sayıları kan tahlili ile saptanabilen bu küçük pullar; renksiz yapıdadırlar, kırmızı ve beyaz kan hücrelerinden çok daha küçüktür. Kanın pıhtılaşmasına yardımcı olan bu pulcuklar, vücutta kan kaybını önleyici bir savunma mekanizması gibi çalışırlar.

PLT (Trombosit) normal değerleri nedir?

Sağlıklı bir kişide PLT’nin normal değer aralığı her mikro litre kanda (litrenin milyonda biri) 150.000 ile 400.000 arasıdır. Bu değerler arasındaki ölçümler trombosit oranının sağlıklı olduğunu gösterir. Ancak diğer kan değerlerinde olduğu gibi PLT sayısı da kişiden kişiye ve aynı kişide farklı zamanlarda değişkenlik gösterebilmektedir. Fakat her halükarda PLT’nin 150 binden az, 400 binden fazla çıkması durumunda bir sorunun varlığından bahsedilebilmektedir.

PLT (Trombosit) düşüklüğü ne ifade eder?

Yapılan kan testinde PLT değerinin 150.000’den daha az çıkması düşük trombosit şeklinde yorumlanır. Düşük trombosit, trombositopeni hastalığı olarak adlandırılmaktadır. Kandaki trombosit sayısının 50.000’in altına düşmesi durumunda ise kişi için hayati riskten bahsedilebilir. Çünkü PLT değerinin çok düşük olması durumunda kanın pıhtılaşması zorlaşır, hatta kimi zaman mümkün olmayabilir ve herhangi bir kanama sorununda çok ciddi riskler ortaya çıkabilir. PLT düşüklüğü durumunda kişi kendinde pek çok belirti, şikayet hissedebilir ve bunlardan dolayı da doktora gittiğinde gerekli önlemler alınabilir, tedavi uygulanabilir.

PLT (Trombosit) düşüklüğü belirtileri nelerdir?

kan

  • Vücuda alınan hafif darbelerin bile kolayca ve aşırı miktarda morarmaya sebep olması,
  • Özellikle bacağın alt kısımlarında deri altı kanamaları görülmesi, kırmızı ya da mor noktaların oluşması,
  • Küçük kesiklerde bile uzun süre devam eden kanamaların olması,
  • Diş etlerinin ve burnun sık sık kanaması,
  • Geçmeyen halsizlik, bitkinlik, yorgunluk hissi gibi şikayetlerde vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir.

PLT (Trombosit) düşüklüğü neden olur?

Kişinin vücudunda trombositler zamansız bir şekilde yıkıma uğradığında, trombosit üretimlerinin yavaşlaması durumunda veya kan hacminin arttığı durumlarda PLT değeri normalde olması gerektiğinden daha düşük olabilir. Bunlara sebep olan etkenler;

  • Kişinin kemik iliğinde yeterli miktarda trombosit üretilememesi,
  • Kan dolaşımı sırasında trombositlerin yıkıma uğraması,
  • Var olan trombositlerin dalak veya karaciğerde yıkıma uğraması,
  • Dalağın büyümesi,
  • Aşırı fazla alkol tüketilmesi,
  • B12 vitamini bakımından eksik beslenme,
  • Lösemi (kan kanseri),
  • Hepatit C ya da HIV gibi bazı virüslerden kaynaklanan enfeksiyonlar,
  • Kemoterapi ve radyoterapi gibi kanser tedavilerinin etkileri,
  • Heparin, digoxin, quinine, kükürt içerikli antibiyotikler ve antikonvülsan ilaçlar (sara nöbeti ilaçları) gibi ilaçların kullanımı,
  • Bağışıklık sisteminin trombositlere saldırdığı, zarar verdiği bazı otoimmun hastalıklar,
  • Hamilelikte artan kan hacminin PLT sayısını düşürmesi gibi sebeplerle trombosit sayısı normalde olması gerekenden daha düşük olabilir.

PLT (Trombosit) düşüklüğü hangi sorunlara yol açar?

adet-1

  • Adet dönemlerinde fazla kanama olması,
  • Basit bir kanamalı durumda bile fazla kan kaybedilmesi,
  • PLT sayısının 10.000’in altına düştüğü durumlarda beyin kanaması,
  • Hamilelik döneminde erken doğum riskleri düşük PLT sayısından kaynaklanabilecek sorunlar arasındadır.

Düşük PLT (Trombosit) nasıl tedavi edilir?

Diğer pek çok rahatsızlıkta olduğu gibi PLT düşüklüğü durumunda da öncelikle bu soruna yol açan sebepler ortadan kaldırılmaya çalışılmalıdır. Bu bağlamda düşük PLT sorununda da kişinin kanama yaşaması engellenmelidir. Düşük PLT, kanın pıhtılaşmasını engelleyerek kanamaların artmasına, durdurulamamasına sebep olacağı için kişi kanamaya yol açabilecek gündelik aktivitelerden uzak durmalı, bunun için gerekli önlemleri alınmalıdır. Hatta tuvalete gittiğinde ıkınılmamalı, burnunu sümkürülmemeli ve olası bir yaralanmayı önlemek için çıplak ayakla dolaşmamalıdır. Bunların ardından alınacak önlemler;

  • PLT’nin düşmesine yol açan temel sorun giderilmeli,
  • Kadın adet döneminde tampon yerine ped kullanmalı,
  • Diş ipi tercih edilmemeli,
  • Acil bir durumda müdahale için aslında her an yardımını istenebilecek bir kişi yakınlarda olmalı, ulaşmakta sorun yaşanmamalıdır.

Bunların dışında tedavi amaçlı olarak;

  • Acil bir durumda kan plazması nakli yapılabilir.
  • Sadece PLT sayısını yükseltme amaçlı kullanılabilecek her hangi bir ilaç yoktur. Fakat bazı durumlarda vücuttaki PLT yıkımını azaltmak için steroit içeren prednizon gibi ilaçlar kullanılabilmektedir.
  • Kişinin dalağının alınması ameliyatı olan Splenektomi işlemi yapılabilir. Ameliyat yöntemi, diğer tedavilerin yetersiz kaldığı durumlarda uygulanır ve bu sayede trombositlerin daha az yıkıma uğraması sağlanarak sayıları artırılmaya çalışılır.

PLT (Trombosit) yüksekliği ne ifade eder?

Normal olarak kabul edilen trombosit sayısı 150 bin ile 400 bin arasındadır. Uygun bulunan en yüksek değerin, yani 400.000’in üzerindeki bir trombosit sayısı, yüksek trombosit anlamına gelmektedir ve bu durum trombositoz hastalığı olarak da bilinir. Bu durumda kişinin vücudunda çok fazla trombosit üretilmesi söz konudur.

Yüksek PLT (Trombosit) belirtileri nelerdir?

Vücutta PLT yüksekliği genel olarak kişide pek fazla belirti göstermezken nadiren bazı belirtiler görülebilir. Bunlar;

  • Baş ve göğüs bölgesinde sebepsiz ağrılar,
  • Görmede geçici bulanıklıklar,
  • El ve ayaklarda hissiz hali,
  • Ani baş dönmesi,
  • Gut hastalığı olarak sıralanabilir.

PLT (Trombosit) yüksekliği neden olur?

Kanda trombosit sayısının yükselmesinin çok ciddi sebepleri vardır Bunlar;

  • Kırmızı kan hücrelerinin normalden daha erken yıkıma uğramasına yol açan hemolitik anemi,
  • Demir bakımından eksik beslenmekten kaynaklanan anemi, yani kansızlık,
  • İltihaplı bazı hastalıklar,
  • Vücutta alerjik tepkiler,
  • Bazı ameliyatlardan kaynaklanan yan etkiler,
  • Kanser türleri ve tedavileri,
  • Kullanılan bazı ilaçlar,
  • Bir tür kemik iliği hastalığı olan Polisitemia vera,
  • Dalak aldırma ameliyatı gibi sağlık sorunlarında trombosit sayıları artabilmektedir.

PLT (Trombosit) yüksekliği hangi sorunlara yol açar?

Trombosit sayısının normalden düşük olması gibi, yüksek olması da kişide ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bunlar;

  • Kanın damar içinde pıhtı atması riski artmasıyla, hayati tehlikenin ortaya çıkması,
  • Yüksek kolesterol, şeker hastalığı ve tansiyon dengesizliği sorunlarının getirebileceği risklerin artması,
  • Felç geçirme,
  • Kan ile beslenemediği bazı bir iç organların fonksiyonlarını yerine kaybetmesi şeklinde sıralanabilir.

Yüksek PLT (Trombosit) nasıl tedavi edilir?

  • Trombosit yüksekliği durumunda en sık başvurulan tedavi yollarından birisi aspirin
    kullanılmasıdır. Eğer engel bir durum yoksa doktorun önerisiyle aspirin alarak trombosit sayısı normale çekilebilir.  Hatta hamileler bile yüksek PLT sayısı için doktora danışarak aspirin alabilmekteler.
  • Kanser hastalarında yüksek PLT değerini düşürmek için Hidroksiüre kullanılmaktadır.
  • Hidroksiüreye göre daha fazla yan etki içeren Anagrelide adlı ilaç da yüksek PLT sayısını düşürmek için kullanılır.
  • Çok sık tercih edilmemesine ve kullanıma başlandığında ömür boyu kullanmak gerekmesine rağmen kimi hastalarda PLT değerini düşürmek için İnterferon Alfa
    kullanılabilir.
  • Tıpkı felç vakaları gibi acilen PLT sayısının düşürülmesi gereken durumlarda 1 ya da 2 seans Plateletferez Yöntemi uygulanabilir. Bu tedavide açılan damar yolundan alınan kan bir makinede işlenir ve trombositlerinden ayrılır. Ardından süzülmüş kan yeniden vücuda verilir.
  • Tüm bunların yanında trombosit sayısının yükselmesine yol açan diğer hastalıklar tedavi edilerek değerler düşürülmeye çalışılır.

Yukarıda sayılan ilaçların tamamı doktor tarafından reçete edilerek kullanılması gereken ilaçlardır. Bunlardan hiç birisi doktorun izni olmadan kullanılmamalıdır. Aksi halde çok ciddi komplikasyonlar yaşanabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir